font-family: \'Open Sans\', sans-serif;Yönetici antrenör oyuncu. – Taylan YERLİKAYA – Blog – Basketbol teknik,taktik bilgi ve yazılar.

Yönetici antrenör oyuncu.

29 Aralık 2015

hurşit_baytok7Bu gün seçtiğim konu bundan yaklaşık 3 sene önce yazdığım ancak küçük eklemeler yardımı ile hala güncelliğini koruduğunu düşündüğüm kavramları içermekte.. Konu okuyanlarımızı serinletmeyecek, diğer bir anlatımla yüreklerinize su serpmeyecek, ama derin bir iç geçiriş ile yüzlerde bir hayret ifadesi oluşturacak düşüncesindeyim.

Alt yapının üç ayağı vardır. Bunlar, yönetici, antrenör ve oyuncudur.
Konunun yönetici tarafını, Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi, Organizasyon Anabilim dalı başkanı Sn. Prof. Dr. Nurullah Genç hocamızın www.ntvmsnbc.com sitesindeki bir röportajından aldığımız iyi yönetici tarifi ile noktalayarak, diğer iki ayağı, antrenör ve oyuncu cephesini detaylı olarak ele alacağız. Hocamız yöneticiyi `Yönettiği sistemin geçmişinden dersler çıkararak sistemi daha da büyütecek ve etkin kılacak şekilde kontrol etmesini beceren kişi` olarak tarif etmiştir. Ayrıca iyi yönetici olgun davranmalı, kendine güvenmeli ve başkalarına güven vermeli diyerek onun samimi olabilmesini, empati kurabilme becerisi gösterebilmesi gerektiğini eklemiş ve son olarak da ileriyi görebilmesi gerektiğinin altını çizerek, duygusal olgunluk içerisinde, açık sözlü olup, doğru, bilgili, inisiyatif sahibi ve kararlı kişilik özelliklerine sahip olmalı demiştir.

Antrenör ise eğiten kişi, eğittiği kişilere ilgili olduğu spor dalında ilim yayan, konusunda bilgili ve kendini sürekli yenileyebilen (mevcut durumu sürdürmek çöküşün başlangıcıdır) spor adamının adıdır. Antrenör, oyuncularının güvenlerini kazanmak için iyi bir planlama yapabilmeli, onları olumlu yönde motive edebilmek için iyi iletişim kurabilmeli, adil olmalı, (adil olmak kuralların herkese eşit uygulanması demektir) farz etmemeli, baskı kurmamalı, fundamental bilgisi olmalı ve bunu gerektiği gibi aktarabilmeli, organizasyon becerisi olmalı, teknik taktik bilgisi yanında psikolojik bilgisi olmalı, onlara rekabet üstü olma (rekabet üstü olmak kendi kendinle yarışmak anlamına gelir, bugün, dünden iyi olmalıdır deyişi ile de açıklanabilir) kavramının önemini aktarabilmeli, dinlemesini bilmeli, sabırlı (özellikle altyapılarda) ve en önemlisi DÜRÜST olmalı.

Antrenörlüğün yaşamsal prensiplerinden ilki `Antrenörlüğe başlar başlamaz kazanmayı düşünme, kaybedince de ümitsizliğe kapılma, kazanmak şansla değil çok çalışmak ile ilgilidir` diye başlar. İşte işler burada çatallaşmakta ve bütün sorun da bu maddenin göz ardı edilmesinden ya da yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Çalışmak ve çalışmanın sonucu hedeflediğin noktaya ulaşmak dünden bugüne kolayca gerçekleşebilecek bir durum değildir. Özellikle altyapılarda çalışanlar için bu başarı kavramı çok daha uzun vadede anlam kazanır. Bunun açık nedeni altyapı antrenörlüğünün günü kurtarma veya diğer bir ifade ile kısa dönemli başarılar ile tatmin olunacak bir görev olmamasıdır. Altyapıda çalışmak sabır işidir, adım adım ilerlemeyi ve her gün bir adım atmayı gerektiren, bilimsel kriterlere göre belirlenmiş oyuncu namzedinin (doğru adayı seçebilmek çok önemli ) gerek sosyal gerekse spora özgü teknik becerilerini geliştirmeyi ön plana almayı zorunlu kılan bir görevdir. Günümüzden yaklaşık 800 yıl önce yaşamış İranlı düşünür Şirazlı Sadi`nin şu lafı biz altyapıda çalışanlar için çok dikkatle değerlendirilmeli ve üzerinde defalarca düşünülmelidir. `Koyunlar mı çoban içindir, yoksa çoban mı koyunların hizmeti için vardır?` Bizler kısa yoldan başarı peşinde koşarken maalesef esas görevimizin bilincinde olamıyoruz ve çocuklara her anlamda sağlam temeller öğretmenin önemini ıskalayarak onların sağlıklı bir birey olmalarını önlemenin yanında, teknik olarak da kaliteli sporcular olmalarına mani oluyoruz.

Son yıllarda dozu iyice artan bir şekilde profesyonel takımlarda izlenilen set ve benzeri oyun düzenleri altyapılarda (küçük, yıldız ve hatta minikler kategorileri dahil olmak üzere) karşımıza çıkmaktadır ki bu, yanlışların en büyüğü olup, bu çocukların aynı eğitim sistemimizdeki gibi ezbere dayalı bir şekilde basketbol oynamaya yönlendirilmeleri anlamına gelmektedir. Halbuki yapılması gereken şey onların oyunu anlamalarına yardımcı olarak, gerçekçi ve ulaşılabilir hedeflerin de yardımı ile fundamental çalışmalarına önem ve öncelik vermek, sonra da onlara maç kazanmanın en açık nedeni olan bireysel savunma fundamentalini öğretmek olmalıdır. Bu yöntemin bir faydası, onları geleceğe hazırlamak olacağı gibi esas önemli faydası da onların oyunu görerek, düşünerek, dolayısıyla özgüvenlerini geliştirecek tarzda oynayabilmelerine yardımcı olmasıdır. Özgüven gelişimi için öncelikle psikolojik ve sosyal içerikli eğitim verebilecek tarzda yaklaşım sergilenmesi gerekmektedir. (Gençlerin eğitim süreci içerisinde ona, iyi – kötü, güzel – çirkin, doğru – yanlış ekseninde temel bilgiler de verilmesi gereklidir` Prof Dr. Özcan KÖKNEL) Onun için başlangıç düzeyindekilerin, yani antrenörlerin, eğitimi ve doğru yönlendirilmeleri şarttır. Ben gittiğim her seminerde genç antrenör arkadaşlarıma taklitçilikten uzak durmalarını, takımlarının iyiliği için çok fazla set çalışmasına zaman ayırmadan basketbolun bizatihi kendisi olan temel teknik çalışmalara önem vermeleri gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Onlara, oyuncularının basketbol hayatlarında karşılaşacakları problemleri tanımlamayı, çözüm yollarını cesaretle kendilerinin bulabilmeleri yönünde şans tanımak gerektiğini, eğer bu seçim sırasında yanlış yaparlarsa yapıcı kritikler ile yalnızca bu yanlışı yapmamaları yönünde uyarmayı ve doğru yolu göstermeyi ilke edinmelerini öğütlüyorum. Oyuncuların gelişimine çok hassas ilgi göstermeli ve onların takım için harcadığı çabaları takdir etmeyi bilmelisiniz diyorum. Temel ihtiyaçlar hiyerarşisini göz ardı etmeyin diyorum. Türk çocuğu ciddi anlamda zeki ve çok yetenekli. Daha da önemlisi kendilerinin geleceği için yapılan çabaları anlayacak ve takdir edebilecek kadar da düşünce sahibi ve de çok vefalı. Ergenlik çağının başında veya içinde olan bu insanların sizlerden tek istediği onları anlamaya çalışmanız ve paylaşımcı bir kişilik sergilemeniz. Doğaldır ki bunu onlar sizlerden sesli olarak dile getirecek konumda değiller. Ancak siz antrenör olarak dünyayı onların gözünden görmeye çalışacak, yani EMPATİ yapacak ve onlar ile olan iletişiminizi, ki bu en önemli antrenörlük silahıdır, ona göre şekillendireceksiniz. Kurallardan önce iyi alışkanlıklar geliştirme yönünde sarf edeceğiniz çabalar karşılıksız kalmaz. Unutmayın siz bir modelsiniz, onlar sizi duymadan önce görürler, bunu da hatırınızdan çıkarmayın. Siz onlara doğru bir adım atın onlar sizin için düz duvara tırmanırlar. Lütfen kendi kişisel hırslarınızın kurbanı olmadan, önceliği bu çocukların gelişimine verin. Pişman olmazsınız. Sonuç değil sonuca götüren doğrular önemlidir. Sonuca giden doğrulara odaklanmak ise sonucun pozitif olması demektir ki bunun genel adı KAZANAN olmaktır.

Bu bağlamda eğitim kurulunun görevi, başlangıç düzeyindekilerin, yani antrenör eğitimi işini, çok ama çok ciddiye alarak, onların bu eğitim süreci içerisinde EZBERLERİNİ DEĞİŞTİRMEYİ ön plana almak olmalıdır.

SPOR TOTO KADINLAR BASKETBOL TURNUVASI CEYREK FINAL KARSILASMASINDA FENERBAHCE ILE ISTANBUL UNIVERSITESI B.G.D. ILE KARSILASTI. ISTANBUL UNIVERSITESI B.G.D. TAKIMININ BAS ANTRENORU HURSIT BAYTOK, OYUNCULARINA TAKTIK VERDI. (ANADOLU AJANSI - SULEYMAN ELCIN) (20130103)

Şimdide gelelim üçgenin son ayağı olan oyuncularımıza yani geleceğimize. Diğer anlatım ile konunun kahramanlarına, ama gelişimlerinin sekteye uğramasında en az suçlu olanlara.
Bütün oyuncular çok iyi olmak ister ve hemen herkesin gönlünde yatan da bir aslan vardır. Bu aslanlar günümüzde NBA`de göğsümüzü kabartan Hido ile Memo ve son idolümüz Ersan. Herkesin hayallerini süsleyen bu kahramanlarımız acaba buralara nasıl geldiler düşüneniniz oldu mu acaba? Bu korkunç rekabetçi ortamda bu arkadaşlarımız acaba ne gibi bir bedel ödediler. Arkadaşlar; Zirveye ulaşmanın mutlaka bir bedeli vardır. İlk iş çok çalışmak, onun için de kendini bu işe adamak ön şarttır. Kendimizi sonsuz çalışma saatlerine, günlerine hatta senelerine kısaca her türlü fedakarlığı yapmaya adayabilecekmiyiz? Antrenörlerin çok yönlü oyuncu arayışında olduklarının bilincindemiyiz? Üstlenmemiz istenilen değişik rollere adapte olabilecek bilgi ve beceriye sahip olabilmek için gerekli her türlü zorluğa göğüs gerebilecek sabrımız var mı? Takım içerisinde alacağınız yerin tamamen sizin çabalarınız sonucu belirleneceğini biliyormusunuz? Zamanı gelince diye bir kavram olmadığını, yapılması gerekeni şimdi ve daima aynı kararlılıkla yapmak gerektiğini, bunun da iç disiplinden geçtiğini, sonucunun sizi zirveye taşımak olacağını iyi anlıyormusunuz? Rekabet üstü olmak ne demektir biliyormusunuz? Bu ve bunun gibi sorulabilecek bir sürü sorunun cevabını, hemen evet diye verebilmek çok kolaydır. Ancak iş eyleme geçmeye gelince bu yarışın dışında kalan çok arkadaşımın da olduğunu hatırlatmak isterim. Basketbol eğitimi aynı tıp eğitimi gibi sonu olmayan bir eğitim sürecidir ve bunun maalesef kestirme yolu da yoktur. İşin tek sırrı ÇALIŞMAKTIR.

Ülkemizde çok ciddi oyuncu potansiyeli olduğuna bütün kalbimle inanıyor hatta bu yetenekleri çeşitli platformlarda izliyorum. Bu yeni bir şey de değil, yıllardır bu gerçekle yaşıyoruz. Bundan dolayı da Türk basketbolunun geleceğine olan güvenim bu açıdan tam, fakat bizi bekleyen en büyük tehlikenin de bu çocukların eğitiminin yanlış düşünceler ışığında gerçekleştirilmesi. Daha geniş vizyona sahip idareci ve antrenörlere ihtiyacımız var. Bizler bu konuda üzerimize düşeni yaparsak uluslararası düzeyde eğitimli çok daha fazla çocuğumuzun piyasalarda yerini alabileceğini rahatlıkla söyleyebilirim, yok günü kurtarma yönündeki çabalar devam ederse, iki – üç set, birkaç kenar oyunu, savunma duruşu bilmesede olur, zone press yada adam adama press yapmak kolay, özellikle küçükler seviyesinde bu tarz daha etkili, gelsin galibiyetler, gelsin madalyalar, çekilsin fotoğraflar 4 – 5 sene sonra bak fotoğrafa bir tanesi ortada yok, hepsi kaybolmuş, öğrenmeye en yatkın çağlarında geleceklerini kurtaracak temel bilgiler öğretilmemiş, sonuç, enkazın altında kalmışlar. Bu zihniyet değişmezse bugünleri bile mumla arayacağımızı rahatlıkla iddia edebilirim.

Hadi iyi birer çoban olalım. Çok zor değil korkmayalım yine kazanırız, hep birlikte.

Hurşit Baytok

BENZER YAZILAR

Mini Basketbol eğlencedir. Young boy playing with a basketball isolated on white Haftalardır spor okulları ile ilgili çok önemli eleştiriler yazılmakta. Çocuklarımızı emanet...
Savunmanızı Geliştirmek İçin Ön Koşullar nele... DAVRANIŞ – Coachlar oyunculara iyi savunma yapmanın önemini anlatmalı ve bu yönde motive etmelidir. Eğer oyuncu savunma yapmaya inanmıyorsa ve savunma...
Basketbolda 24 saniye kuralı. Basketbol maçı esnasında basketbol topu oyuna sokulurken, top basketbol oyun sahasındaki bir oyuncuya temas ederse ya da oyun sahasındaki bir oyuncu t...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir